Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Dr. Senai Demirci

 

Son iki yüzyılda, kimya ve biyokimyadaki ilerlemeler bitkilerin doğrudan kullanımı gibi köklü bir geleneğin unutulmasına sebep oldu. Onun yerine, bitkilerden endüstriyel yolla elde edilen sentetik ya da yarı-sentetik maddelerin tüketimi yerleşti. İlaç sanayii bitkilerle insanların arasına mesafe koydu.

Sentetik ilaçların sebep olduğu yan etkiler ve ekonomik külfet bitkilerin doğrudankullanımını yeniden gündeme getirdi. Günümüzde bitkiler, güven sınırı geniş, doğal, yan etkisi az bir alternatif tedavi olarak modern tedavi yöntemleri yerine ya da bu yöntemlerle birlikte kullanılmaktadır. Bitkilerin etkileri pekçok araştırma merkezinde kontrollu araştırma yöntemleriyle denenip tıp dünyasına sunulmaktadır.

Ancak böylesine umut verici bir uygulama, bilgi ve beceri eksikliği yüzünden istenmeyen sonuçlara yolaçabilir. Bundan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:            

Doğru bitkiyi aldığınızdan emin olun: Bitki isimlerinin yöreden yöreye farklılık göstermesi karışıklık yaratabilir. Örneğin, “aloe vera” diye ünlenen bitki, ülkemizde “sarı sabır” veya “öd ağacı” diye bilinir. İsimleri birbirine benzeyen, fakat çok farklı özellikler gösteren bitkiler de vardır: hafif ve orta dereceli depresyonlardaki etkisi nedeniyle, bütün dünyada Prozac’dan daha çok kullanılan “sarı kantaron” bitkisinin etkilerini “kantaron”dan beklemek zaman kaybıdır. Mide ülseri ve gastritte başarıyla kullanılan “kudret narı”nın bildiğimiz nar’la bir ilgisi yoktur. Daha çok Hindistan’da yetişen kudret narı, görünüş olarak nar’a benzediği için ülkemizde bu isimle anılmaktadır. Oysa kudret narı kavungiller ailesindendir.

Bitkilerin nereden ve nasıl toplandığından emin olun: Bitkinin yetiştiği ortam önemlidir. Örneğin, bazı bitkiler çevresel atıkları bünyesine çeker. Otoyol kenarlarından toplanan bitkiler, eksos gazlarından emdikleri kurşun nedeniyle kronik kurşun zehirlenmesine yolaçabilir. Bitkinin nasıl toplandığına, iyi kurutulup kurutulmadığına (örneğin, nane gölgede kurutulursa daha etkili olmaktadır), iyi saklanıp saklanmadığına, toz halindeki karışımlara istenmeyen maddelerin karışıp karışmadığına dikkat edilmelidir. Bitkinin içine başka bir bitki karışmışsa beklenen etki gerçekleşmeyebilir, geç gerçekleşebilir ya da istenmeyen etkiler görülebilir.

Bitkiyi ne amaçla kullandığınızı iyi bilin: Bitkinin etkisi fizyolojik durum, hastalık gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir. Örneğin, “adaçayı” dişilik hormonu östrojen gibi etki eder. Kişi, östrojen etkisine ihtiyacı doğrultusunda adaçayı’ndan olumlu ya da olumsuz etkilenebilir. Östrojen, gebe kalma ihtimalini arttırır. Bu yüzden, doğum kontrolü yapan bir hanım adaçayından olumsuz etkilenir. Ancak kişide kısırlık problemi varsa adaçayı içmesinde fayda vardır. Adaçayı, menopoza girmekte olan hanımlar için de faydalıdır; östrojen etkisi menopoz dönemindeki aşırı terleme, ateş basması şikayetlerini hafifletir. Ancak emziren bir annenin adaçayı içmesi sakıncalıdır; çünkü östrojen etkisi süt üretimini azaltır.

Bitkinin hangi kısmını kullanacağınızı iyi bilin: Bitkinin tohum, kök, yaprak ve çiçek kısımları farklı etkiler gösterir. Örneğin, “ginkgo biloba” bitkisinin tohumları göğsü yumuşatmak için kullanılır. Ancak ginkgo’nun dünyaca ünlü etkileri yapraklarından kaynaklanır; ginkgo yaprakları, kan dolaşımını beyne doğru arttırdığı için hafıza zayıflığında ve inme riskinde kullanılır. “Isırgan otu”nun kökü iyi huylu prostat büyümesinin önlenmesinde ve tedavisinde oldukça etkilidir; yüksek oranda demir içeren ısırgan yapraklarından hazırlanmış havuçlu ve soğanlı çorba ise demir eksikliğine bağlı kansızlığın tedavisi için tavsiye edilir.

Bitkiyi hangi işlemden geçireceğinizi iyi bilin: Her bir işlemde bitki parçasının farklı bileşenleri ortaya çıkar. Örneğin, bazı bitkilerin çayı kaynatılarak, bazılarınınki kaynamış suda bekletilerek yapılmalıdır. “Keçi boynuzu” meyvesi doğrudan yenirse müshil etkisi gösterir; kaynatılarak çayı yapıldığında ise tam tersi etki göstererek ishali keser ya da kabızlığı arttırır.

Bitkiyi hangi miktarda, nasıl ve ne süreyle kullanacağınızı iyi bilin: Bitkinin nasıl ve ne kadar kullanılacağı, kullanım sıklığı ve süresi önemlidir. Örneğin, kansızlık için sabahları pekmez yenip üzerine hemen çay içilirse pekmezin faydası azalabilir. Yara üzerine haricen uygulanması gereken bir bitki ağızdan alındığında hem sakıncalı olabilir, hem de beklenen etki görülmeyebilir. Özellikle solunum yolu rahatsızlıklarında, bitkinin uçucu yağının ya da parçalarının buğusunu solumak daha etkili olabilir. Bazan bitkinin başka bitkilerle birlikte kullanılması gerekebilir. Bazan da, bitkisel üründen elde edilen olumlu etki bir süre sonra görülmeyebilir ya da doz aşımına bağlı olumsuz sonuçlar görülebilir. Buna en iyi örnek “sinameki yaprağı”dır. Sinameki yaprakları kabızlık tedavisinde başarıyla kullanılır. Ancak sinameki yaprağı’nı 10 günden fazla kullanmak bağırsaklarda tahrişe ve hareket tembelliğine neden olabilir.

Bitki ve ilacı birlikte kullanıyorsanız dikkatli olun: Bitki, ilacın etkisini azaltabilir ya da arttırabilir. Örneğin, bir şeker hastası, şeker düşürücü ilaçların yanında “kudret narı” ya da “kekik suyu” kullanıyorsa  kan şekeri gerektiğinden fazla düşebilir, çünkü bu bitkiler insülin etkisi yaparak kan şekerini düşürür. Bu durumda yeni bir ilaç düzenlemesi yapmak gerekebilir. Aynı durum hipertansiyon hastaları için de geçerlidir.

“Bitkiler yan etkisizdir” sözüne güvenmeyin: Adaçayı örneğinde olduğu gibi, -fizyolojik ihtiyaca göre- istenmeyen etkilere maruz kalınabilir. Doğum kontrol yöntemi uygulanıyorsa adaçayı -oldukça masum bir bitki olduğu halde- yan etkilidir; doğum kontrolü kaybedilebilir. Gebelik ya da emzirme döneminde de gebelik güvenliğini olumsuz etkileyebilir, anne sütü miktarını azaltabilir. Kanı sulandırarak pıhtılaşma eğilimini azaltan bir bitki ameliyatlardan önce alınmamalıdır. Tersine, kanı pıhtılaştırma eğilimi olan bir bitki de düzensiz ve gereksiz alınırsa damar tıkanıklıklarına neden olabilir. Kritik dönemlerde bir uzmana danışmadan bitkisel ürün kullanılmamalıdır.

Bitkilerin hemen etki göstermesini beklemeyin: Bitkiler modern ilaçlardan farklıdır; istisnalar dışında, bedendeki etkileri ilaçlar gibi hemen görülmez.

Doğal ürünler, hastalıkların tedavisinden çok hastalıklardan korunmaya yöneliktir. Buyüzden doğal ürünleri gündelik hayatın parçası haline getirerek sürekli kullanmak daha doğrudur. Bununla birlikte -çok özel durumlarda, çok özel dozlarda- tedavi amaçlı olarak mevcut ilaçların yerine ya da yanında kullanılmak üzere tavsiye edilebilir.