Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Uz.Dr. Ender Saraç

 

Her bitkinin çayı farklı şekilde yapılır.

İnfüzyon: Bitkinin üzerine kaynar su dökülür, ağzı kapatılarak 5-10 dakika bekletilir ve süzülür.
Dekoksiyon: Bitkinin üzerine soğuk su dökülür, 5-10 dakika kaynatılır ve süzülür. Bu usûl genellikle kabuk ve köklerden oluşan karışımlara uygulanır.
Maserasyon: Bitkinin üzerine soğuk su dökülür, ara sıra çalkalanarak 6-8 saat oda ısısında bekletilir ve süzülür.

Çaylar, bitkinin göstereceği etkiden emin olmak için tek bitkiden hazırlanmalı, en fazla iki veya üç bitki karıştırılmalıdır. Çaylar karışım ise, hazırlanış şekli etkiyi gösterecek ana bitki göz önüne alınarak seçilmelidir. Etkide bir değişimin olmaması için bir veya iki tane tat-koku düzeltici madde katılmalı ve bunların ana bitkiye benzer etki göstermesine dikkat etmelidir. Poşet çaylarda kullanılan malzemenin organik olup olmadığına bakılmalıdır. Uçucu yağ taşımayan bitkilerin çayları bir günlük kullanım miktarında, uçucu yağ taşıyan bitkilerin çayları ise taze hazırlanmalıdır. Genelde hiçbir bitki çayı çok acı ve koyu içilmemeli ve emilimin iyi olması için aç karna ve sıcak içilmelidir.

Çayın hazırlandığı bitki acı madde içeriyor ve şekersiz içilemiyorsa tatlandırılmalıdır. Tatlandırıcı olarak rafine beyaz şeker yerineesmer şeker veya bal, dut kurusu gibi doğal tatlandırıcıların kullanılması karaciğer için daha sağlıklıdır. Rafine şeker süratle kana karışır, pankreastan hızla insülin salgılanır ve kısa süre içerisinde kan şekeri düşerek tatlı yeme ihtiyacı doğar. Böylece bir kısırdöngünün içine girilmiş olur. Çayları balla beraber çok kaynatmak ve ballı çayı çok sıcak içmek doğru değildir. Ballı çayın sıcaklığı 40 dereceyi geçerse “ama” denilen toksin açığa çıkar.

Çayların etkisi ancak muntazam olarak belirli bir süre kullanıldıktan sonra görülür. Uzun süre kullanılan bitkiler allerji, mide rahatsızlığı, elektrolit dengesizliği ve bağımlılık yapabildiğinden, çaylar 3-4 hafta süreyle ve günde 2-3 fincan içilmelidir. 1-2 ay ara verilip tekrar başlanabilir. Bebeklerin metabolizması gelişmediği için çay kullanımı tavsiye edilmez.

Bazı çayların ve baharatın özellikleri şöyledir:

Adaçayı: İngilizce’de bu bitkiye, “sage tea” adı verilmiştir. Bu da “ulu, bilge çayı” anlamına gelir. Yapısında bulunan bazı maddeler, bayanlar için hormonal açıdan çok yararlıdır. Östrojene benzer etkiler içerdiğinden erkeklerin fazla miktarda ve uzun süre içmesi önerilmez. İçinde doğal uyarıcı maddeler olduğu için gündüz saatlerinde içilmeli, akşam yatarken içilmemelidir, fazlası uykuyu kaçırabilir. Mikrop öldürücü özelliği vardır. Boğaz enfeksiyonlarında gargara yapmakta kullanılabilir. Tansiyon düşüklüğüne iyi gelir. Hem doğu hem de batı kültürlerinde bu çayın, kişinin ruhsal açıdan daha pozitif olmasına yardımcı olduğuna inanılır. Çok koyu ve çok miktarda içilmemelidir. Haşlama veya demleme yöntemiyle yapılır; uzun süre kaynatılmaz, üç dakikadan fazla kaynatılırsa yararlı özelliklerini kaybeder.

Anason: Ağrı kesici, sakinleştirici ve gaz söktürücüdür. Özellikle karın ağrılarında yararlıdır. Menopozda rahatlatıcı özelliği vardır. Uykuya geçişi kolaylaştırır. 2-3 çay kaşığı anason, kaynar suda demlenerek içilir.

Biberiye: Tadı acımtıraktır. Tok karna içildiğinde, yağları eritici ve kolesterolü düşürücü etkisi vardır. İyi bir toksin atıcı ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olduğu gözlemlenmiştir. Sıcak su içine konur.

Funda: Tadı oldukça buruk ve hafif acımtıraktır. Piyasada satılan karışım halindeki birçok zayıflama çayının içinde bulunur. Yağları eritmek için tok karna 1-2 fincan içilir. Ancak çok uzun süreli ve fazla miktarda içilmesi uygun değildir. Çok koyu içildiğinde kabızlık yapabilir.

Havlıcan: Kökü kaynatılırsa gaza ve hazımsızlığa iyi gelir.

Hibiskus (Hatmi): Ekşi bir tadı vardır. Öksürük ve soğuk algınlığında yararlıdır. Kış aylarında yapılan diyetlerde yardımcı bir bitki çayı olarak içilebilir.

Ihlamur: Kışın üst solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılır. Bronşlardaki salgıları sulandırır. İdrar söktürücüdür. Uyku yapar. Yemek saatine doğru içildiğinde iştahı azaltıcı etkisi vardır. Kaynatılarak içilir.

Isırgan otu: Tadı buruktur. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Demir içerdiği için kansızlıkta da yararlıdır. Kanı temizler. Allerjilerde ve ekzamalarda faydalıdır. Sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonlarında iyi bir yardımcıdır. Kaynatılması gerekir. Sık ve sürekli içilmesi uygun değildir.

Kakule: Osmanlı döneminde iyi kahve yapanlar, kahveyle beraber kakule de çektirirmiş. Kahvenin uyarıcı etkisini dengeler, dinçlik verir. 1-2 kahve kaşığı kakule sindirime çok faydalıdır. Mide rahatsızlıklarında kullanılabilir. Ağza kakule alıp çiğnemek, koyu bir kahve içmekten iyi olabilir.

Karanfil: Tansiyonu yükseltir, ağrıyı keser, ağız antisepsisini ve lokal analjeziyi sağlar. Ağız kokularına engel olur. Çayı yapılmaz, ağır bir tadı olur. Ilık su içine 3-4 tane atılarak ve 1-2 damla limon damlatılarak içilir. Tarçın, kuşburnu ve zencefillerle beraber tüketilebilir.

Kekik: Bol tüketildiğinde düşük tansiyonu normale çıkarır. Kekik suyunun, şekeri yüksek olan kişilerde, şekeri dengeleyici etkisi vardır. Kekik bitkisi ve arıtılmış kekik suyu halinde bulunur.

Kök zencefil: Yağların sindirimine yardımcı olur. İyi huylu kolesterolü yükseltir. Soğuk algınlığına karşı etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına iyi gelir. Afrodizyak etkilidir. Haşlanırsa aromasını vermez, kaynatılması gerekir.

Kök zerdeçal: Özellikle uzun süreli diyetlerde karaciğerin iyi korunması gerekir. Çünkü kirli gıdalardan, kimyasal maddelerden ve yanlış yapılan uzun diyetlerden en çok karaciğer etkilenir. Karaciğeri kuvvetlendirici ve temizleyici etkisi vardır. Sarılık geçirmiş kişilerde, allerjilerde, cilt problemlerinde yararlıdır. Tokluk hissi sağlar. Çay olarak tüketilmeye uygun değildir. Ancak karışık çayların içine konabilir. Toz olarak yemeklerin üzerine serpilebilir veya bir parça balla karıştırılıp macun şeklinde tüketilebilir.

Kuşburnu: C vitaminini uzun süre koruyabilmesinden dolayı özellikle kışları içilen bir çaydır. Mikroplara karşı direnci artırır. Şeker hastalığında ve ekzama tedavisinde yardımcıdır. Demir içerdiği için kansızlık tedavisinde çok faydalıdır. Kabızlık ve hemoroid tedavisinde ılık lapa olarak 20-25 dakika makat bölgesine temas ettirilirse hemoroid plaklarını büzer ve toparlar. Kişinin gastriti varsa veya tansiyonu çok düşükse dikkatli kullanılmalıdır. Marmelat olarak da tüketilir.

Lavanta: Tek başına kullanılmaz. Granülleri (parçacıklar) toksiktir. Az miktarda, kırıntı halinde kullanılırsa kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar. Diğer çaylara eklendiği takdirde sinir sistemini rahatlatır. Karışım halinde dahi en fazla 2-3 granül kullanılır.

Melisa: Tansiyonu düşürür. Uyku yapar. Çarpıntıda, sinirsel rahatsızlıklarda yararlıdır. İdrar söktürücüdür. Melisa ağacının yapraklarından elde elden doğal haldeki Melisa officinalis dışında, aynı familyadan elde edilen kültür bitkisi çeşidine de “oğulotu” adı verilir.

Mısır püskülü / Maydanoz: İdrar söktürücü, ödem azaltıcıdır. Bir tutam mısır püskülü ile bir avuç maydanoz kaynatılarak hazırlanır.

Nane: Sinir sistemine yararlıdır. Bulantıyı geçirir. Diyet esnasında çok faydalıdır. Mide yanmasına iyi gelir. Özellikle sinir sisteminin ve kalbin dostudur. Kuru nanenin yaprakları kaynatılarak aroması çıkarılır.

Papatya: İdrar yolları antiseptiği, gaz söktürücü ve ağrı kesicidir. Sindirime ve zayıflamaya yardımcı olur.

Rezene: Sindirim sistemini rahatlatır. Kolit, gaz ve karın ağrısına iyi gelir. Ağır yemeklerden sonra kahve veya kola yerine içilecek bir bardak ılık rezene çayı, sindirime yardım eder.

Sarı kantaron: Buruk bir tadı ve sarımtırak bir rengi vardır. İngilizcesi “St. John’s wort” olan bu bitki mide ağrılarında rahatlama sağlar. Depresyona iyi gelen etken maddesi hiperisin, suda değil alkolde çözündüğü için sadece çayını içerek depresyonu geçirmesini beklemek yanlıştır.

Sinameki: Sena grubu ekstreleri birçok ilacın içinde bulunur. Devamlı ve uzun süreli kullanılırsa bağırsak tembelliği yapar. Bağırsağın villus adı verilen fırça şeklindeki hücrelerinin yapısını bozar. Tek başına ve koyu içildiğinde hafif karın ağrısı ve gaz yapabilir, rezeneyle karıştırılarak kullanılırsa bu etkisi azalır. Kabızlık tedavisinde bol ılık su içilmesi, lifli gıdaların yenmesi ve egzersiz yapılması daha doğaldır.

Siyah çay: Siyah çay, az ve açık içilirse uygundur, ancak fazla tüketildiğinde içerdiği tein, kafeine benzer bir etki gösterir ve çarpıntı, sinir, çabuk acıkma ve uykusuzluk yapar. Ayrıca tein, diüretik (idrar söktürücü) olduğundan, vücuttaki suyu da azaltır. Siyah çay, demir bağlama özelliğine sahip olduğundan, aşırı ve koyu içilirse kansızlığa yolaçabilir. Özellikle uzun süreli diyetlerde, çayı çok açık içmek, yemek arasında ve demir içeren gıdalarla birlikte içmemek kansızlıktan korunmak için gereklidir.

Tarçın: Gaz söktürücü ve iştah açıcıdır. Çekilmiş halde veya kabuk halinde bulunur. Kabuğu kaynatıldığında 2-3 dakikada aromasını verir.

Yeşil çay: Tadı buruktur. Bildiğimiz normal çayın mayalanmamış, harmanlanmamış doğal şeklidir. Günde 3-4 fincan yeşil çay içmek; zayıflama hızını artırmak, hastalıklara yol açan serbest radikalleri temizlemek ve uzun vadede kansere karşı korunmak gibi pek çok yarar sağlayacaktır. Özellikle Japonya gibi yeşil çayı bolca tüketen toplumlarda, çok kilolu insanların pek görülmemesi herhalde tesadüf değildir. Çok kaynatılması ve koyu yapılması yeşil çayın tadını bozar.