Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Prof.Dr. Ayten Altıntaş

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı

  

Yâdigâr, tabip İbn-i Şerîf tarafından, 15. yüzyılda Türkçe yazılmış kıymetli bir tıp kitabıdır. Osmanlı Devletinin ilk döneminde, 1420’li yıllarda yazıldığı tahmin edilmektedir. Tabip İbn-i Şerîf, bu eseri Timurtaş oğlu Umur bey adına hazırlamış ve kendisine takdim etmiştir. Yâdigâr’ın birinci bölümü, sağlıklı olmak ve sağlığı korumak için yapılması gerekenleri, bu amaçla kullanılan ilaçları ve teşhisin genel kurallarını; ikinci bölümü ise baştan ayağa kadar vücutta görülen hastalıkları ve bunların tedavisinde kullanılan ilaçları ihtiva eder. Osmanlı tıbbını tanımak isteyenler, halk hekimliği ile uğraşanlar ve “sağlıklı yaşam”la ilgilenenlerin faydalanabileceği bu kıymetli eser, Merkez Efendi Geleneksel Tıp Derneği tarafından iki cilt halinde bastırılmıştır.

Osmanlı hekimleri, hastalığı önce bedenin kendi silahıyla tedavi etmeye çalışırlardı. Bu nedenle, bağışıklık sistemini harekete geçirmek ve kuvvetlendirmek için pekçok ilaç hazırlamışlardı. Vücudun bağışıklık sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar üç guruba ayrılırdı: hastalıktan önce kullanılanlar, hastalıktan sonra kullanılanlar, zehirlenmelerde etkili olanlar. Osmanlı tıbbında bu ilaçlar genellikle “tiryâk” ismi altında toplanır, tiryâkların bir kısmı “mesir macunu” gibi kullanılırdı.

İbn-i Şerîf, tiryâklara çok önem vermiş, Yâdigâr’da ayrı bir bölüm halinde yazmıştır.  “Bahar faslında şol maddeler kim kışın bedende irkülüb cem olmuştur yaz hararetiyle eriyüb yayılmazdan önden gidermek gerek…” diyerek baharın başlamasıyla kullanılabilecek macunları tavsiye etmiştir. Yâdigâr’da, “tiryâk” adı altında sekiz formül yeralmaktadır, fakat kitapta geçen pekçok macun “mesir macunu” veya “tiryâk” gibi kullanılmıştır.

 İbn-i Şerîf, en etkili tiryâk olan “Tiryâk-ı Faruk”un formülü, hazırlanışı ve ömrü ile ilgili geniş bilgi vermiştir. Tiryâk-ı Faruk, hem tedavisi zor olan pekçok hastalıkta, hem de zehirli yılan ve böcek sokmalarında etkilidir. Hazırlanması zor olduğu için, etkili ve daha az maddeden hazırlanan formüller de vermiştir. Bunlardan biri, sekiz maddeden hazırlanan “Tiryâk-ı semaniye”, diğeri dört maddeden yapılan “Tiryâk-ı erbaa”dır. Vücudun bağışıklığını arttıran ve zehirlenmelerde etkili olan bu ikinci tiryâk, defne tohumu, centiyane, mürr, ziravent’ten oluşur. Bu maddeler dövülüp elekten geçirildikten sonra kef’i alınmış balla karıştırılır. Yâdigâr’da formülü yeralan diğer dört tiryâk da “Berş tiryâkları”dır. Bu formüllerin asıl maddesi “afyon” olup bazan dört madde (fülfül, safran, akıkarha, ferfiyun), bazan da yirmiden fazla madde ile hazırlanır. Hastalıklardan koruyucu ve tedavi edicidir. İbn-i Şerîf’in, faydasını tecrübe ettiği ve zehirlenmelerde çok etkili olduğunu yazdığı “Tiryâku’t- tin” ise defne tohumu ve tîn-i mahtum denen killi topraktan yapılmıştır. Bu ilaçlar çok uzun bir dönem, geniş halk kitleleri tarafından kullanılmıştır.