Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Op.Dr. Levent Ersan

 

İridoloji, gözün “iris” tabakasındaki işaretleri ve renk değişiklerini inceleyerek kişinin sağlık durumunu ve genetik özelliklerini teşhis edip değerlendiren; hastalıkları önlemeyi veya erken teşhis etmeyi amaçlayan bilim dalıdır.

İridolojinin kökeni Eski Mısır dönemine dayanmaktadır. Modern anlamda ise Macar hekim Ignatz von Peczely (1826-1911) ile başlamıştır. Küçük bir çocukken ayağı kırık bir baykuşa bakmakta olan Peczely, baykuşun iris tabakasında siyah bir çizgi görür ve ayağı iyileştikçe bu çizginin beyazlaşıp küçük bir noktaya dönüştüğünü gözlemler. Hekim olduktan sonra, hastalarının gözünde de aynı durumun meydana geldiğini farkeder. 1881’de yayınladığı bu buluşu önce Avrupa’da, sonra ABD’de büyük ilgi uyandırır. 1950’lerde ise ABD’li hekim Bernard Jensen irisin detaylı şemasını çıkartır ve iris üzerindeki noktaların vücudun nereleri ile bağlantılı olduğunu ayrıntıları ile ortaya koyar. Bugün tüm dünyada, özellikle Avrupa ülkelerinde yaygın şekilde uygulanan iridoloji ile ilgili çalışmalar enstitüler veya üniversiteler bünyesinde devam etmektedir.

Hayat ile aramızda pencere vazifesi gören gözlerimiz, genetik haritamızı yansıtan bir tür monitöre benzer. Gözümüzdeki renk değişiklikleri, çizgiler, şekiller ve bulutlanmalar sağlık durumumuzla ve genetik özelliklerimizle ilgili ipuçları vermektedir.

İris, vücuttaki kısımlara ve bedensel işlevlere bağlı olan, iç içe geçmiş, altı adet halkaya ayrılmıştır. En içteki halka mide, ikincisi bağırsaklar, üçüncüsü kan ve lenf sistemi, dördüncüsü salgı bezleri ve organlar, beşincisi kaslar ve iskelet, en dışta olan altıncısı ise deri ve dışkı ile bağlantılıdır.

Her yapının kendine özgü bir iris dokusu vardır. Sık dokulu irisler güçlü, gevşek dokulu irisler zayıf bünyeleri gösterir. Sol gözün irisi vücudun sol tarafını, sağ gözün irisi sağ tarafını gösterir. İrisin üst kısmındaki işaretler baş ve beyinle ilgili, alt kısmındaki işaretler bacak, karın ve üreme sistemiyle ilgili, yan tarafındaki işaretler ise kalp, ciğerler ve sırtla ilgili genetik zayıflıkları gösterir. Örneğin, sağ göz irisinin sağ, sol göz irisinin sol yarısının tam ortasında bulunan lekeler kişinin genetik olarak diyabet’e (şeker hastalığı) yatkın olduğunun işaretidir. İristeki işaretler, genetik zayıflıklarımızın tespit edilmesini sağlayarak tedbir almamız için bizi uyarır. Gözlerimiz, vücudumuzda yaşanan aksaklıkları da yansıtır. Vücutta oluşan iltihaplar veya fazla ilaç kullanımına bağlı olarak biriken toksinler iriste bir benek şeklinde kendini gösterebilir. İris üzerindeki beyaz noktaların şişmelerden, fazla uyarandan veya stresten oluştuğu düşünülür. İris çevresinde oluşan siyah çizgi ise, ciltte toksinlerin oluşmaya başladığının veya düzenli dışkılayamamanın göstergesi olarak değerlendirilir.

Göz renklerinin, vücudun genetik zayıflıklarını ortaya koyduğu yönünde de araştırmalar vardır. Bu araştırma sonuçlarına göre mavi, yeşil ve ela gözlü kişilerin kahverengi ve siyah gözlü kişilere göre daha zayıf ve hastalıklara karşı daha savunmasız oldukları tespit edilmiştir. Astımlılar üzerinde yapılan bir araştırmada, daha çok mavi gözlülerin bu hastalığa yakalandıkları ortaya konmuştur.

Kahverengi gözlüler: Dolaşım sistemi hastalıklarına yatkındırlar. Anemi ve mineral eksikliği bu grupta en çok görülen hastalıklardır.

Mavi gözlüler: Alerjik bir bünyeye sahip oldukları için astım benzeri hastalıklara yatkındırlar. Boğaz iltihapları, anjin, romatizma, artrit bu grupta en çok görülen hastalıklardır.

Yeşil-Ela gözlüler: Sindirim sistemi hastalıklarına yatkındırlar. Diyabet’e yakalanma riskleri fazladır, vücutlarındaki şeker dengesizliği anksiyete benzeri ruhî sıkıntılar yaşamalarına sebep olur.