Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Dr. Nimetullah Reşidi

 

İnsan vücudunun biyolojik saati, herkesin kendine ait olan devrelik ritmik bir hadisedir. Bu olay, tek hücreli en basit canlılar dahil, tüm canlılarda mevcuttur. Mesela, uyumak, uyanmak, dışkı yapmak vücut ısısı, kan basıncı, kan şekeri, nabız, nefes, kalp atışı, hormon salgısı gibi fizyolojik faaliyetlerin hepsi kendine özgü düzene göre değişirler. Bu düzen ihmal edilirse, hafif durumlarda hastalıklar, ağır durumlarda ölümler meydana gelebilir.

Doktorların reçete ettiği ilaçlara bakıldığında, genellikle hastaların yaşam düzeniyle ilgili değişikliklerin iyi düşünülmediği, bir günlük ilaç miktarının üçe veya dörde bölünerek verildiği görülmektedir. Neticede, ilaç verimi azalmakta, hatta çeşitli yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Bilhassa, bazı ilaçların içindeki zararlı maddeler idrarla tamamen atılamadan vücutta birikebilir, organizmayı zarara sokabilir, hatta kanser yapıcı maddeler oluşturabilir. Mesela, sulfamid gurubundaki ilaçlar verildiğinde, idrarın alkalik niteliğinin gündüz kuvvetli, gece zayıf olduğu dikkate alınmalıdır.

Biyolojik saat doğal bir hadisedir. Amerikalı bilim adamları, büyük beynin üst çekirdek bölgesinde, insanın biyolojik saatini denetleyen epifiz salgı bezinin olduğunu, bu  salgı bezinin insanın uyuma-uyanma devresini denetleyebileceğini keşfetmişlerdir. Ne var ki, biyolojik saatin sırrını açıklamak ve düzenini kavramak daha derinlemesine araştırılması gereken bir konudur.  

 

Eski çağ insanlarında biyolojik saat
3000 yıl önce yazılmış Zhou Yi (Devran) adlı bir Çin kitabında, insan vücudu ile vakit arasındaki ilişkilerden bahsedilmiş ve şunlar kayedilmiştir: “İnsan vücudundaki 5 eksi-organ (eksi can taşıyan), 6 artı-organ (artı can taşıyan) ve 12 hat-ağı (meridyen), doğal iklimin değişmesi ile uyumludur. Vücuttaki Can ve Kan, sanki su akımı gibi durmadan dolaşır, her insanın kendine göre bir devresi vardır. Mesela, Jia (S1), Bing (S3), Wu (S5), Geng (S7), Ren (S9) günleri Yang (artı); Yi (S2), Ding (S4), Si (S6), Xin (S8), Kui (S10) günleri  ise Yin (eksi)’dir. Artı günlerin kuyu yuvası (noktası) metal; eksi günlerin kuyu yuvası ise ağaç niteliği taşır. Vücuttaki bu dolum, küçük devreyi 1; büyük devreyi 10 günde tamamlar.”   

Demek ki, canlılar hayatta kalmak ve gelişmek için organizmalarını çevredeki devrelik değişime uydurmak zorundadırlar. Tüm canlılar, güneş, ay ve yıldızların çekimi, ısı ve ışınların yayılması, hava basıncı gibi faktörlerin etkilerine uyum sağlamak için organizmalarının saat ritmini geliştirmişlerdir. İnsanların yaşam şartları, fizyolojik faaliyetleri, patalojik değişiklikleri, hatta çeşitli tedavilere olan hassasiyetleri de bu ritmin denetimi ve etkisi altındadır. Bu değişiklikler, “eksi-artı”, “beş madde”, “göksap “ve “yerdal” değişimine göre oluşmuştur.

Çin takviminde bir gün 12 shichen (vakit)’tir. Her vaktin içinde, insan vücudunun hat-ağlarındaki Can’ın (Qi) akışı ve yuvaların açılıp kapanması da özgün bir düzene sahiptir. Hangi hat-ağ, hangi yuva ne vakit açılır, hepsi hat-ağın yönüne ve vaktine bağlıdır. Hat-ağlar içten organlara, dıştan el ve ayaklara bağlanmıştır. Her bir hat-ağ nisbi olarak bir organa uyumludur. Mesela, karaciğer hat-ağı karaciğere, mide hat-ağı ise mideye uyumludur. Dolayısıyla, hat-ağların yürütülmesi, eksi-artı dengesinin sağlanması, besleyici ve koruyucu Can’ın (Ying Qi ve Wei Qi) ayarlanması gibi olaylarının vücudun çeşitli kısımlarıyla olan ilişkisi çok önemlidir.

Geleneksel Çin Tıbbında “Hat açıksa ağrı olmaz, ağrı olsa hat açılmaz” diye bir deyim vardır. Bu bir fizyolojik düzendir. İhmal edilirse problemler ortaya çıkar.  

 

“Qi’’ nedir?
Çin kaynaklarında “Qi” şöyle izah edilmektedir: “Evrendeki tüm nesneleri oluşturan en temel maddi varlıktır. İnsanlar da işte bu Qi’ye dayanarak yaşamını sağlar. O bütün dokuların beseleyicisidir. Demek ki, o bir kuvvettir. Bu kuvvetin canlılardaki tezahür eden şekli Can’dır.”

Türkçe sözlükte “Can” kelimesi şöyle açıklanmaktadır: “İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlıktır. Can, yaşamdır, hayattır, güçtür, diriliktir. İnsanın kendi varlığıdır, özüdür.O halde Çin felsefesinde yer alan “Qi” kavramının Türkçedeki karşılığı “Can”dır.  

Çincede “Qi” olarak bilinen, Türkçede “Çi” olarak telaffuz edilen bu kelime, tek kavramlı, hiç değişmeyen, sihirli bir sözcük değildir. Yerine göre “can”, “güç”, “kuvvet’’, “hava”, “gaz”, “yel”, “nefes”, “durum”, “koku”, “huy”, “ruh”, “öfke”, “belirti”, “hastalık” gibi farklı anlamları da taşımaktadır.

Japoncada “氕” olarak kabul edilen, “ki” ve “ke” olarak okunan bu sözcük, “ruh”, “can”, “heves”, “neşe”, “hava”, “gaz” gibi anlamlar taşımaktadır.

Gelenksel Çin tıbbında “Qi” ile “Xue”(Qixue) yani “Can” ile “Kan” birbirini tamamlar ve destekler. “Can”  artı, “Kan” eksi niteliktedir. “Can” kanın babası, “Kan” canın annesidir. “Can” kanı üretir, “Kan” canı besler. “Can” hastalığı “Kan” hastalığını, “Kan” hastalığı “Can” hastalığını etkiler. İnsan vücudunun fizyolojik faaliyeti,“Can” ve “Kan” arasındaki dengeye göre sağlanır.  

Uygur Türkçesinde ‘’Kanla giren huy canla çıkar’’, diye bir atasözü vardır. Demek ki Can ile Kan birbirini tamamlayan bir bütündür. Dolayısıyla, “Qi” sözcüğünü Türkiye Türkçesinde “Çi” telaffuzuyla değil, tam anlamıyla “Can” olarak ifade etmek yerinde olacaktır.

 

Yin-Yang (eksi-artı)
Çin felsefesine göre, evrende mevcut olan tüm maddi ve insani şeyler, birbirini tamamlayan iki karşıt taraftan oluşmuştur. Bu karşıt tarafın biri “Yin”, diğeri “Yang”dır.Çinliler için hayattaki herşey Yin veya Yang’dır. Ahenge ulaşmanın yolu Yin ve Yang’ı dengelemekten geçer. 

Eski Çinliler, insanı ve doğayı Yin (eksi) ve Yang (artı) olarak iki kutba ayırmışlardır. Mesela, erkekler artı, kadınlar eksidir. 12 tane akupunktur hat-ağının (meridyen) altısı artı, altısı eksidir. Geleneksel Çin tıbbına göre, hastalıklar artı-eksi dengesinin bozulması neticesinde meydana gelir.  

Geleneksel Çin tıbbının “sekiz ilkeli teşhis kuralı”nın temel ilkesi Yin-Yang’dır. “İç, yoksun ve soğuk” belirtiler Yin; “dış, taşkın ve sıcak” belirtiler Yang niteliktedir. “Can” Yang, “Kan” Yin niteliktedir. “Ying Qi”(besleme canı) Yin, “Wei Qi” (koruma canı) Yang niteliktedir.  Yıl, ay, gün ve vakitlerin de biri Yin, diğeri Yang niteliktedir. 

 

Beş madde
Çin felsefesinin “beş madde” teorisine göre evrendeki bütün nesneler metal, ağaç, su, ateş ve topraktan oluşmuştur. Bu beş madde, hareket ve değişime imkân veren bir nevi değişim ve tepki araçlarıdır. Değişim, bu beş maddenin Yin-Yangdengesine olan etkilerinden kaynaklanır. Beş maddenin her biri diğer maddeyikontrol etme veya yok etme ve bunu takip eden maddeyi üretme yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla, bunların arasında doğma-doğurma hadisesi cereyan eder; yeniden doğan “evlat”, yeniyi doğuran “ana”dır.  

 

Beş madde
Organlar ve onları temsil eden hat-ağlar da (meridyenler) beş madde niteliğine sahiptir. Mesela, karaciğer hattı ile safrakesesi hattı ağaç niteliğinde; kalp hattı ile incebağırsak hattı ve kalpzarı hattı ile üçocak hattı ateş niteliğine; dalak hattı ile mide hattı toprak niteliğine; akciğer hattı ile kalınbağırsak hattı metal niteliğine; böbrek hattı ile mesane hattı ise su niteliğine sahiptir.

 

Çin takvimi
Geleneksel Çin takviminde, “tiangan” ve “dizhi” olarak adlandırılan iki çeşit sıralama deyimi vardır. Tiangan kelimesini meydana getiren ‘tian” “gök”, “gan” ise “sap” anlamına gelir. Dolayısıyla, bu kelime Türkçede “göksap” olarak kabul edilebilir. Göksap 10 sıradan oluşmuştur. Türkçe anlamına uydurarak sap sıralarını S1, S2.....S10 olarak kabul etmek mümkündür.

 

Jia           Yi        Bing       Ding       Wu         Ji             Geng          Xin         Ren        Kui

 

 

S1           S2        S3               S4        S5           S6           S7               S8           S9           S10

 

Dizhi kelimesini meydana getiren “di”“yer”, “zhi” ise “dal” anlamına gelir. Dolayısıyla, bu kelime Türkçe’de “yerdal” olarak kabul edilebilir. Yerdal 12 sıradan oluşmuştur. Türkçe anlamına uydurarak dal sıraları D1, D2, ....  D12 olarak kabul etmek mümkündür.

 

Zi            Chou      Yin      Mao        Chen         Si             Wu         Wei        Shen       You        Xu          Hai

 

 

D1          D2       D3              D4       D5             D6           D7          D8          D9          D10        D11        D12

 

Geleneksel Çin takviminde yıl, ay, gün ve vakitlerin adları işte bu göksap ve yerdal’ların birbiriyle sırasıyla S1D1 'den başlayarak S2D2, S10D10, S1D11, S2D12 ….… tekrar S1D1’e dönene kadar 60’lık bir devre oluşturur. Bu oluşum “ganzhi” (sapdal) devresi olarak adlandırılır. Biyolojik saate göre akupunktur yönteminde “sapdal” kavramının mutlaka anlaşılması gerekir. Bu yöntemde, vücudun artı-eksi canlanması, beş madde yapısı, hat-ağlar nöbeti, organların kutuplaşma durumu ve takvim vaziyetinin müsait olup olmadığı değerlendirilir, en uygun ve en verimli yuva (nokta) seçilerek tedavi yapılır.

 

Vakit ve saat ilişkisi
Eski Çin takviminde 2 saat bir vakit, bir gece-gündüz ise 12 vakit olarak kabul edilir. Vakit sapdalı, bilinen günün sapdalı’na göre çıkartılabilir. Vakitler “yerdal” olarak ifade edilir. Aradaki ilişkiyi şöyle özetlemek mümkündür:

 

Vakit      Zi            Chou      Yin         Mao       Chen      Si            Wu         Wei        Shen       You        Xu          Hai

 

Sıra         D1          D 2         D 3         D4          D5          D6          D7          D8          D9          D10        D11        D12

 

Saat        23-1       1-3         3-5         5-7         7-9         9-11       11-13     13-15     15-17     17-19     19-21     21-23

 

Akupunktur yuvaları (noktaları)
Akupunktur yuvaları (noktaları), hat-ağlar (meridyenler) üzerindeki belli bölgelere yerleşen, insan vücudundaki Can ve Kan’ın dolaşımında önemli rol oynayan boşluklardır. Teşhiste hastalığı yansıtan, tedavide tahriş edilen yerlerdir. Akupunktur yuvalarının yüksek gerilimli veya düşük dirençli elektromanyetik odaklar olduğu düşünülmektedir. Bilimsel araştırmalara göre, bu boşluklar değişmeyen noktalar değil, aksine belli düzene göre devrelik ritm içinde değişen küçücük yuvarlak bölgelerdir. Dolayısıyla, bu boşlukları Türkçede“nokta” olarak ifade etmek doğru değildir. Çincedeki “Xuewei” kelimesinin anlamı “nokta” değil “yuva”dır.

Akupunktur hat-ağları (meridyenler)
Akupunktur hat–ağları (jingluo), “can” (Qi) ve “kan”ın (Xue) hareket çizgileridir. Bu çizgiler, derin-dikey dağılan gövde kısmından (hat damarlar=jingmai) ve yatay-yüzeysel dağılan şube kısmından (ağ damarla=luomai) oluşmuştur. Bunları Türkçede “meridyen” veya “boylam” olarak değil, “hat-ağ” olarak ifade etmek yerinde olacaktır.