Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Prof.Dr. Hulusi Barlas

 

Günlük hayatta kullandığımız pekçok ürünün içinde çeşitli zararlı maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler, başta ürünün raf ömrünü uzatmak olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılmakta, fakat insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Özellikle kozmetik ve parfümeri sanayi tarafından ortaya çıkarılan ürünler çok sayıda zararlı kimyasal madde ihtiva etmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği ve dünyanın önde gelen araştırma merkezleri, kimyasal saç boyalarının lenf kanseri, mesane kanseri gibi ciddi problemlere neden olduğunu açıklamışlardır. Hayvanlar üzerinde yapılan testler, saç boyalarının ana bileşeni olan azo boyarmaddelerinin kansere yapıcı olduğunu ortaya koymuştur.

Piyasadaki pekçok ürünün etiketinde rastlayabileceğimiz bazı kimyasal maddeler şunladır:

Formaldehitler ve formaldehit vericiler: Koruyucu olarak kullanılmaktadır. Mukozayı tahriş eder ve alerjilere neden olur. Cildi hızla yaşlandırır. Kansere neden olma riski yüksektir.

Sodyum lauril sülfat: Şampuanlarda, duş jellerinde, diş macunlarında, deterjanlarda ve daha pekçok üründe kullanılmaktadır. Dünyada en çok kullanılan yüzey aktif maddedir. Mukozayı ve diş etlerini tahriş eder.

Halojenli organik bileşikler: Brom, iyot ve klor içeren binlerce maddenin oluşturduğu bir gruptur. Çoğu alerjiye, bazıları kansere neden olmaktadır. Bu maddelerin hepsi çevrede birikir ve toprağı, suyu.. kirletir.

Triclosan: Klorlu organik bileşiktir. Deodorantlarda, duş jellerinde, diş macunlarında, losyonlarda, kremlerde ve daha pekçok üründe kullanılmaktadır. Dioksin de içerebilmektedir. Dioksin vücutta birikmekte, az miktarı bile klor aknesi oluşumuna neden olabilmektedir. Kansere neden olma riski yüksektir.

Ftalatlar: Özellikle kozmetiklerde ve plastiklerde yumuşatıcı olarak kullanılmaktadır. Karaciğere, böbreklere ve üreme organlarına zarar verir. Avrupa Parlamentosu, temmuz 2005’te, üç ftalatın (dietilheksilftalat, dibutilftalat, butilbenzilftalat) bebek ve çocuk ürünlerinde kullanılmasını yasaklamıştır. Çevrede parçalanmadan kalabilir.

PEG/PEG türevleri: Emülgatör olarak kullanılmaktadır. Cildi zararlı maddeler için daha geçirgen hale getirir. Dioksan ve etilenoksit gibi kirlilikleri de ihtiva edebilir.

Parafinler/silikonlar/petrol ürünleri: Parafin yağ ve mumları yutulduğunda (örneğin rujlar ile) karaciğerde, böbreklerde ve lenf düğümlerinde birikir. Kalp kapakçıklarında iltihaplı rahatsızlıklara neden olabilirler. Mukozayı tahriş ederler.

Aromatik aminler: Azo boyalarının yapı taşlarıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testler, bazılarının kansere neden olduğunu ortaya koymuştur. Avrupa Birliği 22 aromatik aminin tekstil boyalarında kullanılmasını yasaklamıştır. Bazı saç boyalarında da aromatik aminler bulunduğu görülmektedir. Kimyasal boyalar yerine, doğal saç boyaları tercih edilmeldir.

Bunların dışında şu zararlı maddeler üzerinde de durmak gerekir:

Akrilamid: Nişasta içeren besinlerin kızartılması sırasında oluşan zehirli bir maddedir. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde, embriyoya zarar verdiği ve kansere neden olduğu kanıtlanmıştır. Güncel tahminlere göre, yetişkin bir insan kg. başına günde ortalama 0,5-1.0 mikrogram akrilamid almaktadır. Patates kızartmaları ve kızarmış ekmek önemli miktarda akrilamid içermektedir.

Kadmiyum: Zehirli bir ağır metaldir. İnsan vücudunda birikir ve başta kanser olmak üzere çok ciddi problemlere neden olur. Ülkemizde en çok satılan 10 sigara üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, en az 0,49 mikrogram/gram, ortalama 1,70 mikrogram/gram, en çok 2,62 mikrogram/gram kadmiyum bulunduğu belirlenmiştir. Bu durumda, günde bir paket sigara içen kişi, günde 0,78-4,2 mikrogram kadmiyum alma riski taşımaktadır.

Prize takılarak kullanılan sinek kovuculara üzerinde de durmak gerekir. Bu kovuculardan yayılan piretrum ve pretroidler yoluyla sinekler öldürülmekte, eterik yağlarla sineklerin yön bulma duyguları bloke edilmekte, insanların duyamayacağı seviyedeki ultraseslerle sinekler korkutulmaktadır. Kovucudan yayılan etkili maddeler insanlarda baş ağrılarına, mukoza tahrişlerine ve sinirsel bozukluklara neden olabilmektedir. İnsan sağlığı ve ekolojik döngü bakımından en uygun yöntem, pencerelere sineklik takmaktır.

Burada, küçük bir bölümü üzerinde durabildiğimiz kimyasal maddeler hem insan sağlığını hem de ekolojiyi olumsuz yönde etkilemekte, doğallığı bozmaktadır. Yüzbinlerce kimyasal maddeden çok azı araştırılmıştır. Elde edilen neticeler, henüz araştırılmamış kimyasal maddelere karşı da dikkatli davranılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Doğallığı yaşamak, doğallığı bozan maddeleri yakından tanımakla mümkün olacaktır. Bu nedenle, zararlarını öğrendiğimiz maddeleri aklımızda tutmaya çalışmalı veya not etmeli, satın aldığımız ürünlerin içeriğini mutlaka okumalı, kimyasal maddeler içeriyorsa sorgulayıcı olmalı ve ayrıntılı bilgi istemeli, mümkünse o ürünün doğalını araştırmalıyız. Örneğin, piyasada pekçok kozmetik ürünün doğalını bulmak mümkündür. Bu ürünleri “sertifikalı doğal kozmetik” amblemiyle aramak gerekir. Sertifikalı doğal kozmetiklerde, organik olarak yetiştirilmiş bitkisel hammaddeler ve yalnız yaşayan hayvanlardan elde edilen hammaddeler kullanılmakta, hammadde ve ürünler hayvanlar üzerinde test edilmemekte, sentetik kovucular-boyar maddeler-koku vericiler-silikonlar-parafinler-PEG ve diğer petrol kaynaklı ürünler kullanılmamakta, doğal olan ve laboratuarda doğal maddelerden elde edilen maddeler ürün koruyucu olarak kullanılmakta, genleriyle oynanmış bitkisel ve hayvansal hammaddeler kullanılmamakta, hammadde ve ürünlerin dezenfeksiyonu radyoaktif ışınlamayla yapılmamaktadır.

Ürün alırken gösterilecek hassasiyetin yanında, vücutta zararlı madde birikmesine karşı, bol su içmek, sebze-meyve ağırlıklı beslenmek ve zararlı maddelerin ter yoluyla atılmasını sağlamak için düzenli olarak spor yapmak gerekir.