Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Uz.Dr. Günnur Başar

Homeopati Derneği

 

Homeopati 250 yıl kadar önce, Alman hekim Samuel Hahnemann (1755-1843) tarafından geliştirilmiştir. Hahnemann, tedavinin hastaya zarar vermeden uygulanması, yan etkisiz olması, mümkün olduğunca kısa sürede tamamlanması ve beklenen etkiyi göstermesi gerektiğini savunmuştur. Homeopati, her insanın kendine özgü bir vücuda ve sağlık durumuna sahip olduğunu kabul eden, hastanın sözel hikayesine başvurularak uygulanan, bütünüyle doğal yöntemleri kullanan, hastaya zarar vermeyen, fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal şifada etkili bir tedavi yöntemidir. Genellikle daha ileri bir tetkik veya inceleme gerektirmez.

Grekçe’de “homeos” “benzer”, “pathos” “hastalık” demektir. Homeopati, “benzeri benzer ile tedavi etme” (similia similibus currentur) prensibine dayanır. Hastalık belirtileri aslında, hastalıkla savaşan vücutta meydana gelen değişikliklerdir. Klasik tıp bu belirtileri ortadan kaldırmaya çalışır: öksürüğü keser, ateşi düşürür, ağrıyı dindirir.. Homeopati ise belirtileri olduğu gibi ele alır, vücudun savunma sistemine dair işaretler olarak görür, bastırmaya çalışmaz ve hastalığın başka bir düzlemde olduğunu savunur. Örneğin, yüksek tansiyon hastaları hayatları boyunca tansiyonu dengede tutan ilaçlar kullansalar bile, genellikle kalp enfarktüsü, beyin kanaması gibi komplikasyonlar neticesinde ölmektedirler. Bu ve benzeri durumlar, belirtileri ortadan kaldırmanın hastalığı iyileştirmediğini, hatta başka düzlemlerde daha fazla komplikasyona yolaçabildiğini göstermektedir.

Herkesin DNA sarmalı kendine özgüdür ve bu sarmal o kişinin fiziksel ve psişik özelliklerini belirler. Homeopatide her hasta için tamamıyla doğal maddelerden (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri..) tek bir karışım (remedi) hazırlanır. Homeopatik remediler sağlıklı kişilerde hastalığa özgü belirtiler oluştururken, hastalarda şifa aracı olur. Her remedi bireye özgü belirtiler bütününe etki eder, çünkü her insanın vücudu ve hastalığı biriciktir. Remediler maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir; bir başka deyişle, kişinin “yaşama gücünü” harekete geçirir. Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir. Yanlış ilaç kullanılsa bile zararlı bir etki göstermez.

Homeopatide kullanılan arnica, veratrum, lycopodium gibi bazı bitkiler fitoterapi’de; belladona, kinin gibi bazı ilaç ana maddeleri klasik tıpta kullanılır. Homeopatik ilaçlar bu maddelerin enerjilerini açığa çıkaran “potansiyalizasyon” yöntemiyle hazırlanır. Bu ilaçlar ileri derecede sulandırılır ve mekanik enerjiye tabi tutulur.

Homeopatik ilaçların iyileştirme süreci akut hastalıkların kendiliğinden iyileşme sürecine benzer. Önce kişide hastalığın bütün belirtileri görülür. Örneğin, bir kişiye astım ve sedef hastalığı için “sülfür” remedisi verildiğinde astımı artmasa bile tıbbi ilaçlarla baskılanmış sedef hastalığı alevlenecektir. Sonrasında zamanla hastanın hem astımı hem sedefi iyileşecek, yeterli dozda remedi alınmışsa hasta ömür boyunca aynı biçimde hastalanmayacaktır. Homeopatideki bu kalıcı etki çoğu zaman tek doz ilaç kullanımıyla sağlanır.

Homeopatiden her tür fiziksel rahatsızlıkta, ciddi kronik hastalıklarda, ruhsal bozukluklarda faydalanılabilir.