Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Yrd.Doç.Dr. Serap Çağ 

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi
Botanik Anabilim Dalı

 

Bitkilerde büyümeyi sağlayan hormonlar (fitohormon) doğal olarak bitki bünyesinde sentezlenen, büyüme ve buna bağlı diğer fizyolojik olayları yöneten, oluştukları yerden bitkilerin diğer kısımlarına taşınabilen ve bu kısımlarda çok düşük konsantrasyonlarda bile etkisini gösterebilen organik maddeler olarak tanımlamaktadır. Hormonların bir kısmı büyümeyi teşvik ederken bir kısmı büyümeyi engeller.

Bitki hormonlarına yapı ve fizyolojik etki bakımından benzeyen kimyasal maddeler laboratuvarda sentetik yollarla elde edilmektedir. Hem bitkide doğal olarak sentezlenen hem de sentetik yolla elde edilen maddeler Bitki Gelişim Düzenleyiciler (BGD) olarak sınıflandırılır. Bitki hormonlarının tarımda kullanılma nedenleri; az zamanda daha çok ürün elde etmek (verimi arttırmak), ürünlerin daha canlı ve güzel görünmesini sağlamak (kalite arttırmak), her zaman-her koşulda ürün sahibi olmak ve depolama esnasında ürünlerin ihracat şansını arttırmaktır. Kontrolsüz hormon uygulanan gıdaların alerjik reaksiyonlar, cilt hastalıkları, sindirim bozuklukları, kalp hastalıkları, kanser, uykusuzluk ve psişik bozukluğa yolaçabildiği düşünülmektedir.

Büyümeyi teşvik eden hormonlar: Oksin, Sitokin, Gibberellin, Brassinosteroid’ler

Büyümeyi engelleyen hormonlar:  Absisik Asit (ABA), Etilen

Bu hormonların yanısıra, son zamanlarda bitkilerden veya sentetik olarak elde edilen ve hormonal etkilerinin olduğu kanıtlanan maddeler de bulunmaktadır. Bunlar salisilik asit, jasmonik asit ve poliamin’lerdir.

Dünyada en fazla kullanılan doğal BGD, %23’lük oranla etilen grubudur. Bunu oksin grubu ve sonra da gibberellin’ler takip eder. Sitokinin ve absisik asit ise %10 oranında kullanılmaktadır.

Etilen: Çiçeklenme: Çiçekçilik sektöründe etilen gazı büyük önem taşır. En büyük problemlerden biri etilenin çiçek kalitesini düşürmesidir. Bu nedenle biyosentezini ya da reseptör bağlanmasını engelleyen inhibitör maddeler tercih edilir. Düşük sıcaklıklarda nakliye, etilen üretimini azalttığı için faydalı olmaktadır. Çiçek senesensinde (sararma olarak gözlenen ölüm süreci) rol oynamaktadır. Kesik karanfil çiçekleri 10 dakika 4mM gümüş tiyosülfat (STS) ile işlem gördüğünde deiyonize suda 20°C de 10 gün hiç bozulmadan canlı kalır. Çünkü STS karanfil çiçeğinin senesensini geciktirmektedir.
Meyve olgunlaşması:Etilen, selülaz ve diğer hücre çeperini çözen enzimleri de teşvik ederek meyve olgunlaşmasındarol oynamaktadır. Gaz formunda bir hormon olduğu için kolay difüze olur. Erken hasat edilen meyveleri olgunlaştırmak için kullanılır. Oksin, sitokinin ve gibberellin meyvelerde daha çok gelişimin erken dönemlerini kontrol ederken, etilen ve absisik asit geç evreleri (olgunlaşma, ayrışma ve kopma) düzenler.

Oksin: Vegetatif yolla bitki üretmek (köklendirmek), meyve tutumunu ve partenokarpik meyve oluşumunu teşvik etmek, meyve olgunlaşmasını inhibe etmek, meyve ve yaprak absisyonunu önleyerek erken dönemde meyve kaybını indirgemek, herbisit (2,4 D ve Dicamba) olarak yabani otları ayıklamak amacıyla kullanılmaktadır.

Gibberellin’ler: Tohumların çimlenmesini teşvik etmek, meyve ve yaprak absisyonunu önleyerek erken dönemde meyve kaybını indirgemek, üzümde salkım gelişmesini ve tane iriliğini arttırmak, limonda meyve olgunluğunu geciktirmek, çeşitli süs bitkilerinde çiçek sapını uzatmak ya da inhibitörünü uygulayarak kısa tutmak, yine inhibitör etkisinde yol kenarındaki çalı bitkilerinin büyümesini engellemek, portakalda kabuk lekesini önlemek, kirazda daha iyi renk ve iri tane elde etmek, hasat süresini uzatmak amacıyla kullanılmaktadır.

Sitokonin’ler:Meyve kalitesini arttırmak amacıyla çok nadir olarak kullanılmaktadır. Yapay sitokininlerin pahalı olması yaygın kullanımını sınırlandırmaktadır. Tarımda fazla tercih edilmese de, hücre bölünmesini hızlandırma ve zar bütünlüğünü koruma özellikleri dolayısıyla son yıllarda anti-aging kremlerin yapımında kullanılmaktadır.  

ABA: Absisik asit bitki gelişimini yavaşlattığı için tarımda kullanılmaz.

Düzenleyici ve ketvurucu özellikteki diğer büyüme regülatörleri 

Jasmonik asit: Savunma, saçak kök oluşumu

Poliamin’ler (Putresin, Spermin, Spermidin, Kadaverin): Strese karşı savunma. Hızlı büyümenin olduğu kanserli bitki hücrelerinde, tümörlerde poliamin miktarı artar. Kanserli hastalarda plazmada yüksek oranda bulundukları için kanserin erken tanısında rolleri araştırılmaktadır. 1950’li yıllardan beri kanserin teşhisi için idrarda PA, özellikle Spm aranmaktadır. Poliamin biyosentezini teşvik eden ODC (ornitin dekarboksilaz) enziminin spesifik inhibitörü DFMO (diflorometil ornitin) ve diğer PA biyosentezi enzimlerinin inhibitörleri tıpta kemotörepatik olarak kullanılmaktadır. DFMO nun akciğer tümörlerinin tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği eskiden beri bilinmektedir. Arginaz aktivitesinin bazı tip kanserlerde değiştiği gösterilmiştir. Son yıllarda, beyindeki agmatin nörokimyasalının şizofreniye yolaçabileceği ifade edilmektedir.

Salisilik asit: Savunma, çiçek senesensini geciktirme, ASA  (asetil salisilik asit-etken madde) yapımı (Salix),

BGD’ler: Yapraklara püskürtmek, sulama suyuna karıştırmak, kesik yüzeylere lanolin macunu içinde sürmek, bitki organlarını hormon içeren çözeltiye batırmak, belirli bir dokuya enjeksiyon yapmak suretiyle kullanılır.

Günlük alınabilir maksimum doz, yan etki görülmeyen doz, onay verilen maksimum kalıntı miktarı gibi ölçüler insan sağlığı ve çevresel etkiler açısından önemlidir.

BGD’lerin kullanımında dikkat edilmesi gerekenler

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünden ruhsatı alınmış olan BGD’ler kullanılmalı, uygulanacak doz, uygulama şekli ve uygulama zamanına dikkat edilmeli, bekletilmiş solusyonlar kullanılmamalı, hazırlama ve uygulama esnasında mutlaka eldiven kullanılmalı, sigara içilmemeli, yiyecek yenmemeli, madde solunmamalı, uygulamadan sonra eller ve yüz bol su ile iyice yıkanmalıdır. BGD’ler doğrudan güneş ışığı bulunmayan serin yerlerde ve kilit altında saklanmalıdır.

BGD’ler ile zehirlenmelerde alınacak önlemler

Çoğu asit olduğu için mide NaHCO3 ile yıkanır, vücut ısısı buz ile düşürülür, serumla vücut elektrolit dengesi sağlanır, semptomatik tedavi uygulanır, yağlı yiyeceklerden kaçınılır. İlk bulaşmalarda sabunlu su ile yıkanır, kandaki seviyenin kontrolü yapılır ve önlem alınır. Genelde 24-48 saat içinde %90’dan fazlası atılır.

Yüksek doz uygulanan meyve şekilleri

Çilekte aşırı büyüklük-yapışık meyveler görülür, ısırıldığında meyvenin içi boştur. Karpuzda çekirdek yerleri boştur, yenildiği zaman aşırı nişasta kokusu duyulur. Biberde meyveler aşırı büyük ve etlidir, çekirdek evi boştur, etli kısmı domatesteki gibi beyazlı görülür.

Son yıllarda meyve ve sebzelerin yetiştirildiği seralarda hormonun yerini bombus yaban arıları (Bombus terrestris) almaktadır. Bu arıların tozlaşmada kullanılması meyve oluşturmada bir devrim olarak kabul edilmektedir.

Uygulamanın bitkilere ve insanlara zarar vermemesi için dozaja ve uygulama-hasat tarihi arasında geçecek süreye dikkat edilmelidir. Hasat zamanına kadar olan sürede bitkideki BGD parçalanmış ya da zararsız düzeye inmiş olmalıdır. Etkileri net olarak bilinmediği için uzun vadeli uygulamalardan kaçınılmalıdır. Mümkün mertebe, bu uygulamalar yerine daha ekonomik olan doğal yollar araştırılmalı ve tercih edilmelidir.

Bitkiler kurallara uyulmayan yüksek doz uygulamalarına meyve anormallikleri ile tepki gösterir. Tüketiciye düşen görev, anormal gelişim gösteren meyveleri almayarak üreticileri insan ve toplum sağlığına özen göstermeye itmektir. En iyi yol ise, kış gıdalarını kışın, yaz gıdalarını yazın tüketmektir.

Kaynaklar
Golden JA, Sjoerdsma A, Santi DV. (1984). Pneumocystis carinii pneumonia treated with alpha-difluoromethylornithine. A prospective study among patients with the acquired immunodeficiency syndrome. West J Med. 1984 Nov;141(5): 613–623
Güleryüz M. 1982, Bahçe Ziraatında Büyütücü ve Engelleyici Maddelerin Kullanılması ve Önemi, Atatürk Üniversitesi Yayınları, No: 279. Erzurum
Karakuş C, Köker R. (2007). Tarımda bitki gelişim düzenleyicilerin (BGD) kullanımı ve hormon riski. 2. Çevre sorunları kongresi, Fatih Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, İstanbul
Taiz L, Zeiger E. 2012, Plant Physiology, Fifth edit. Topic, 20.2
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, 2001, Bitki Gelişim Düzenleyiciler