Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Almıla Çiftçi

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi
Botanik Anabilim Dalı


İlk bahçenin tam olarak nerede ve ne zaman oluşturulduğu bilinmese de mağarada yaşayan atalarımızın yırtıcılardan ve yağmacılardan korunmak için mağaralarının önünde bir alanı çevreleyerek bahçe oluşturduğu düşünülür. İlk bahçelerin 10-12 bin yıl önce ortaya çıktığı söylenebilir.


Eskiçağ park ve bahçeleri

 Kalıntılar, yazılı kayıtlar, resimler ile heykellerden, eski çağlarda bahçenin ne denli önemli olduğu anlaşılabilir.

 Eski Mısır’da bostanlar ve meyve bahçelerinin tarihi MÖ 2400-2200 yıllarına dek uzanmaktadır. Şehirlerde oluşturulmuş yoğun meyve bahçeleri ise MÖ 305-30  yıllarına dayanır. Mısır’daki mezar resimleri o dönemde bahçenin dekoratif amaçla da oluşturulduğunu göstermektedir. Bu resimlerde, bir nilüfer havuzu etrafında  akasya ve palmiyelerin simetrik sıraları tasvir edilir.

 Bir başka ilk çağ bahçe geleneği Perslerde görülmektedir. Pers bahçeleri de merkezi bir eksen etrafında simetrik olarak düzenlenmiştir.

 Çin’de tarım MÖ 2737-1697 yılları arasında başlamıştır ve oldukça gelişmiştir. MS 206 yılında ise doğal bir manzara görünümüne sahip bahçeler oluşturulmuştur.  Bu bahçelerin esin kaynağı çeşitli efsaneler olmuştur.

 Eski Asur’da şehirleri sulama kanalları desteklemiş ve hurma ağaçları ile bahçeler şehir boyunca serilmiştir.

 Mezopotamya bahçeleri oldukça ünlenmiş, Babil’in asma bahçeleri ölmeden önce görülmesi gereken yerler arasında gösterilmiştir. Tarif edenlerin yazdıklarına  göre, bu bahçeler kubbeli taş teraslar üzerine inşa edilmiş ve ağaçlı bir dağ yamacını taklit etmekteymiş. Bahçeler görünmez bir sulama sistemi ile en üst katlara  dek sulanabiliyormuş. Strabo, sulama için Arşimet burgusu kullanıldığını belirtmiştir. Günümüzde Babil’in asma bahçeleri hâlâ bulunamamıştır. 

 Bahçeler şehir hayatında daha büyük rol oynamaya başladıkça dini bir önem kazandılar.  Pompei şehrinin kalıntıları, evlere bahçeler aracılığı ile bağlanan çok  sayıda mezarın varlığını göstermiştir.

 Eski çağlarda bahçe, hükümdarların ne kadar uzağa erişebildiklerini gösteren bir güç sembolü olarak da kullanılmış ve bu amaç doğrultusunda hükümdarlar  dünyanın her yerinden bitkiler getirmek için heyetler oluşturmuştur. Örneğin Mezopotamya hükümdarı Sargon’un MÖ 2500 yılında ağaç, asma ve incir getirmek  adına Torosları aştığı söylenir.  

 Antik Yunan’da özel bahçeler oluşturulduğuna dair bilgi yoktur. Yalnızca evlerde birkaç saksı kırığına ve tapınakların üç tarafında birer sıra, sütunlarla aynı hizada  bitkiler ekildiğinin bulgularına ulaşılmıştır.


Ortaçağ park ve bahçeleri

 Ortaçağda bahçe tarzlarının belirleyicisi büyük oranda manastır ve malikane evleri olmuştur. ‘Hortus conclusus’ olarak adlandırılan kapalı bahçeler ortaçağda en  popüler zamanlarını yaşamıştır. Bu bahçeler tipik olarak çit veya duvarlarla çevrilerek dış mekandan soyutlanmış, yükseltilmiş bitki yataklarına sahip, sebze  bahçesi, çiçekler ve ortada bir su öğesinden oluşmuştur. Bitkiler sembolik değerleri için seçilir, ziyaretçilerin gezerken sık sık durarak dini semboller ve inancın  doğası hakkında düşünmesi istenirdi.

 Hortus conclusus’un temeli, yapay doğa, mekanın dış dünyaya tamamen kapatılması ve bir tür cennet imgesi yaratılmasıydı. Bu dönemden tamamen sağ kalan  bir bahçe yoksa da öğelerinin ayrı ayrı görülebildiği yerler bulunmaktadır.   

 Aynı dönemlerde Çin’de farklı bir bahçecilik anlayışı gelişmiş ve bu bahçeler yayıldığı Japonya’da değişim geçirerek havuzu merkezine alan aristokrat manzara  bahçelerine ve bundan bağımsız olarak tapınaklardaki Zen bahçelerine dönüşmüştür. Etkilendikleri yer Çin olmasına rağmen zaman içinde kendilerine has  özellikler kazanmıştır. Japon bahçesi aslında doğanın bir minyatürü olarak tasarlanır. Elementlerin sembolik bir anlatımı vardır. Örneğin taşlar dağları temsil  edebilmektedir. Su öğesi, yağışlı bir iklime sahip olan Japonya’da diğerleri kadar ön planda değildir. Bunun yerine, kum ya da dalga şeklinde dökülmüş çakıllar gibi  suyu çağrıştıran şeyler kullanılır.

 Geleneksel Çin bahçeleri “su kabağının içindeki dünya”, “şeftali çiçeklerinin diyarından kayıtlar” gibi hikayelerden etkilenmiştir. Bu hikayelerin ortak özelliği, mekanı  çevreleyen bir duvar ile bunun üzerindeki, geniş bir alana açılan küçük bir delikten oluşan su kabağı modelidir. Çin bahçelerinde, bu etkiyi yaratmak için dar  geçişler ve alanı büyük gösteren küçük hileler kullanılmıştır. Örneğin suyun yansıtma özelliğinin kullanımı, dış alandan küçük parçalar gösterilmesi, düz  çizgilerdense kıvrılan hatlara sahip yollar, elemanlar, hatta zaman zaman binalar. Çin’de üç farklı bahçe tipi gelişmiştir: Bilim çalışanları için daha küçük özel  bahçeler, büyük ve gösterişli imparatorluk bahçeleri ve tapınakların bahçeleri.

 

Yeniçağ (Rönesans) park ve bahçeleri

Rönesans İtalya’da başlamıştır. İtalyan Rönesans bahçeleri yeni bir tarz yaratmıştır. Bahçeler büyümüş ve daha simetrik olmuş, içleri çeşmeler, heykeller, mağaralar ve diğer etkileyici elemanlarla donatılmıştır. Yüksek duvarlar yerini etrafın rahatlıkla görülebildiği kısa duvarlara bırakmış, evler tepeye yapılarak evde yaşayanların tüm bahçeyi yukarıdan görebilmeleri sağlanmıştır. Avrupa’ya yayılan bu tarz Fransız ve İngiliz bahçelerini etkilemiştir.

Barok Fransız bahçesi bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu bahçede genellikle daire, üçgen ve dörtgenlerin kullanıldığı geometrik şekiller hakim olsa da zaman zaman kıvrımlı hatlardan ve spirallerden oluşan düzensiz şekillere de rastlanır. Yukarıdan bakıldığında bir tür labirente ya da ambleme benzer. Bir başka özelliği, uzun bitkilerden oluşmuş çitleridir. Barok bahçelerin ortasında fıskiye, heykel, çardak gibi büyük bir element vardır. Bahçe düz çizgilerle bölünerek her bölüm ayrı ayrı tasarlanabilir, ancak tamamına bakıldığında bir süreklilik olması gerekir.

16. yüzyılda ilk halka açık bahçeler ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda doğal görünümlü bahçelere dönüş, tarihsel ve geometrik üslubu da yeniden öne çıkarır. 20. yüzyılda bahçe, mimari birimleri destekleyen bir unsur olarak görülmüştür.

Osmanlı bahçeleri, muhtemelen geniş sınırlarında barındırdığı farklı kültürlerin etkisi ile değişik akımlardan etkilenmiş ve kendine has bir tarza sahip olmamıştır.

Türk bahçelerinde ise doğallık ön plandadır. Karakteristikleri arasında, dışarının rahatlıkla görülebildiği kısa duvarlar ve bu duvarları saklaması için diplerinde bir sıra uzun servi ağacı kullanımı dikkat çeker. İçindeki bitkiler doğal olarak yetişen türlerdir. Bahçede Türklerin eski inanışlarının etkisi görülür. Türkler için bahçe izlenilmekten ziyade içinde yaşanmak içindir ve bu düşünceyi kameriyeler ve çardakların yaygın kullanımında görmek mümkündür. Su öğesi diğer bahçelerde olduğu gibi kullanılır ancak yine görsel değil işlevseldir ve çeşme, kuyu ya da havuz şeklinde olabilir. 

 

Kaynaklar
Infinity in a Bottle Gourd: Understanding the Chinese Garden, Kongjian Yu
Ancient Mesopotamian Gardens and the Identification of the Hanging Gardens of Babylon Resolved, Stephanie Dalley
Growing Gardens: Botanical Gardens, Public Space and Conservation, Terra Celeste Colburn
Garden History: Philosophy and Design 2000 BC-2000 AD, Tom Turner
Tarihsel Süreçte Bahçe Tasarımı ve Türk Bahçesinin Yeri, Elvan Gökçe