Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Dr. Müge Fatma Atak

Hipnoz, fiziksel veya ruhsal yollarla, sözle, bakışla telkin yapılarak yahut kimyasal maddelerle sağlanan suni uyku hali veya bir bilinç durumudur.

Hypnose kelimesini ilk defa doktor James Braid kullanmıştır. Yunan mitolojisinde geçen uyku tanrısı ‘hypnose’ ona kaynaklık etmiştir. Ege bölgemizdeki Asklepion tapınağı belki de en eski hipnoz ile tedavi hastanesidir. Hipnozun İbni Sina tarafından tıbbi amaçla kullanıldığını yazdığı eserlerinden okuyoruz. Çok eski bir geçmişi olduğu halde, hipnoz 1750 yılından sonra bilimsel bir şekilde doktor Franz Anton Mesmer tarafından kullanılmaya başlanmıştır ve bu bir dönüm noktası oluşturmuştur. Türkiye’de zaman içinde pekçok hekim hipnozu kullanmaya başlamıştır. Opr Dr İsmet Hüsnü Öztürk ameliyatlarının bir kısmını hipnoz altında yaparak tıbbi amaçlarla kullanımının ne kadar faydalı olduğunu göstermiştir. Dr Ali Özden Öztürk, Dt Ali Eşref Müezzinoğlu,ve Dr Tahir Özakkaş  hipnozun bilimsel yönünü geliştirmek ve öğrenci yetiştirmek için çalışmalar yapmaktadır.

Bir organizmanın hayatiyetini devam ettirebilmesi için hücrelerinin ve organlarının uyum içinde çalışması gerekir. Organizmada ‘homeostasis' denen bir denge durumu vardır. Bu sistem irade dışı veya otonom olarak işler. İnsan davranışlarının ve organizmasının yönelik olduğu amaç hayatının idamesidir; canlılığını bozacak her türlü engel vücudunun kapasitesi ölçüsünde bilinçli ya da bilinçdışı sistemlerimiz tarafından engellenmeye çalışır. Vücudun herhangi bir parçasına yapılacak bir müdahale başka kalıp davranışları beraberinde getirebilir.

Yaşanılan olayların duygu birikimlerinin ne olduğunu, bilinçdışında neler yaşandığını insanın kendisi de bilememektedir. Basit diye düşündüğümüz bir hipnoz seansı sırasında dahi çok şiddetli duygu boşalımları olabilmekte ve bu durum bazen hastanın ve onu hipnoza alan kişinin arzu etmediği yerlere gidebilmektedir.

Başka bir kişinin yardımı ile oluşan hipnotizmanın sadece tıbbi değil hukuki, ahlaki sosyal sonuçları vardır. Suistimale açık bir yönü de olduğunu biliyoruz. Hipnoz yapan kişinin büyüklenmeci ve ahlak dışı tavrı ile hipnoz yapılan kişinin robot gibi söylenenleri yapması ve istemeyeceği davranışlara zorlanması, çok faydalı olabilecek bir yöntemin bu şekilde harcanması çok üzücüdür.

Hipnozun tıp doktoru olmayan ve psikiyatrik ya da kendilik psikolojisi bilgisi olmayan, kendilik bozukluklarını teşhis edemeyen kişiler tarafından yapılması son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Çeşitli ülkelere hipnoz çalışmaları yasalarla sınırlandırılmış ve suistimallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ülkemiz mevzuatında hipnozun geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında yerini alması sevindirici bir gelişmedir.