Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Arş. Gör. Erşan Selvi
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi

Günümüzde her ne kadar şehirleşme ile kendi ekosistemlerimizi inşa ederek doğal ekosistemlerin baskılarından kurtulup doğaya üstün geldiğimizi zannetsek de tarih boyunca olduğu gibi hâlâ bitkilerin hegemonyası altında var olabildiğimizi unutmamalıdır.

İç ve dış mekânlarda peyzaj amaçlı kullanılan bitkilerin birçoğu taşıdığı toksik maddeler sebebi ile insan ya da çevredeki diğer canlıların sağlığı açısından olumsuz etkilere yol açabilmektedir. İçlerinde, halk arasında bilinen zehirli bitkilerin yanı sıra, sadece uzmanları tarafından tanınabilen, insan ve hayvanlar için hastalık veya ölüme neden olabilecek kadar toksik madde içermekte olan birçok bitki de bulunmaktadır.

İlk tek hücreli fotosentez yapıcı canlılar olan siyanobakterilerin 3 milyar yıl önce okyanuslarda başlayan aktivitelerinin ardından geçen 2,6 milyar yıl sonrasında bitkiler yeryüzünde uygun ortamları yakalamaya başlayabilmişlerdir. Bitkiler karaya çıktıktan sonra çeşitli coğrafyalarda sayısız farklı canlı türü ile işbirliği, göz yumma, rekabet etme ya da savaşma vb. ilişkilere girdiler. Fotosentez ile çalıştırdıkları kendi kimya fabrikalarında uygun araç gereçler üreterek bugüne geldiler. Günümüz koşullarında varlığını sürdürebilen her bitkiyi, kendi alanında uzmanlaşmış profesyonel birer simyacı olarak kabul edebiliriz.

Dışarıdan çok şirin ya da güzel görünümlü bir bitkiyi yediğinizde sizi kısa sürede öldürebilecek kimyasal maddeler içeriyor olması ya da şu anda çaresiz sanılan hastalığınızın belki de dünyadaki tek ilacını, yeryüzündeki bu 430 milyon yıllık serüven sırasında herhangi bir sosyal amacını karşılamak için üretmiş olması hemen hemen kaçınılmazdır.

Hücrelere ya da canlı dokulara zarar verebilen maddelere toksik madde denilmekte olup, çok toksik maddeler de zehir olarak tabir edilmektedir. Zehirli maddelere herhangi bir şekilde maruz kalındığında ortaya çıkan duruma ise zehirlenme denir.

Bir zehirlenme vakası ile karşıkarşıya kalındığında, kişinin nasıl zehirlendiği belliyse ve ilk yardım biliniyorsa, gerekli ilk yardım aşamaları uygulanmalı, eğer bilinmiyorsa panik yapmadan 114 UZEM aranmalıdır. Sadece bir zehirlenme şüphesi mevcut olsa da belirtilerin ortaya çıkması beklenmeden uygun danışma merkezlerinin aranmasında sakınca yoktur.

  • Ulusal Zehir Danışma Merkezi                           114 veya 0312 458 2461
  • ODTÜ Zehir Danışma Merkezi                          0800 314 7900 - 4.hat
  • Dokuz Eylül Zehir Danışma Merkezi                 0232 412 3939
  • Uludağ Zehir Danışma Merkezi                         0224 442 8293

 

İmkânlar dâhilinde hiçbir yardım alınamıyorsa çeşitli yöntemler izlenebilir ancak; kişinin bilinci kapalı veya yarı açıksa ve ne ile zehirlendiği bilinmiyorsa, kezzap vb. yakıcı madde ile zehirlenme riskine karşılık öncelikle kesinlikle kusturulmamalıdır. Ancak ve ancak böyle bir risk bulunmadığı durumlarda kusturulabilir. Dermatolojik bir zehirlenme mevcut ise; bulaşmış giysiler çıkarılmalı, deri temiz su ve sabun ile yıkanmalıdır. Göze sıçramış ise, gözün içi temiz su ile bol bol yıkanmalıdır. Solunum yolu ile zehirlenme olmuşsa; dumandan uzaklaştırılmalı, temiz havaya çıkarılmalı, akciğer hasarına yol açmamak için hareket ettirilmemeli ve biliniyorsa suni teneffüs yapılmalıdır.

 

Zehirlenmeyi erkenden anlayarak, erkenden eyleme geçmek hayat kurtarabilmektedir. Bunun için kişinin kendi bedenini iyi tanıması önemlidir. Kendisini yeterince tanımayan birey, en ufak bir değişiklikte zehirlendiğini düşünebilir ya da tersine zehirlendiğini çok geç farkedebilir.

 

Zehirlenme belirtileri genel ve yerel ya da dahili ve harici olarak sınıflandırılabilir. Yerel belirtiler, temas eden yerde; kızarıklık, su toplama, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı şeklinde görülebilmektedir. Genel belirtiler ise; dilde uyuşma, dilde / boyunda ödem oluşumu, ateşlenme, tüm vücutta kızarıklık / döküntü / kaşıntı, solunum yetmezliği ve çarpıntı, titreme, baş ağrısı / kulak çınlaması / göz kapağı seyirmesi, halsizlik, kas kasılması, kramp, bayılma, sanrı görme, bilinç kaybı, şok ve ani ölüm olarak görülebilir.

 

Zehirlenme belirtileri duruma göre, zehirli madde ile temas anında veya zehirli madde sindirilirken ya da sindirildikten hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi, 1-2 saat içerisinde ya da sindirildikten birkaç gün sonra da kendini gösterebilir. Bazı zehirler ise daha da yavaş bir şekilde, vücut dokularında uzun yıllar birikerek, etkilerini karaciğer ya da böbrek yetmezliği olarak gösterebilmektedir. Güvenilirliğinden hiçbir şekilde emin olamadığımız bitkileri tüketmekten katiyen uzak durmak hayati önem taşımaktadır.

 

Çevremizde yaygın olarak kullanılagelen iç ve dış mekân süs bitkilerinin yaprak, meyve, kök, gövde/gövde kabuğu gibi belirli kısımlarında veya bütün organlarında toksik maddelere rastlanabilir. Örnek olarak; Atatürk çiçeği (Euphorbia pulcherrima), Barış çiçeği (Spathiphyllum spp.), Begonya (Begonia spp.), Begonvil (Bougainvillea spectabilis), Deve tabanı (Philodendron spp.), Difenbahya (Dieffenbachia seguine), Hazeran (Delphinium spp.), Kırmızı akçaağaç (Acer rubrum), Melek borusu  (Datura suaveolens), Mor salkım (Wisteria sinensis), Müge (Convallaria majalis), Çin nergisi (Narcissus tazetta), Orman gülü (Rhododendron ponticum), Peygamber kılıcı (Sansevieria spp.), Porsuk (Taxus baccata), Sarı yasemin (Jasminum nudiflorum), Şeflera (Schefflera spp.), Şekerciboyası (Phytolacca americana), Tesbih ağacı (Melia azedarach), Ortanca (Hydrangea macrophylla), Yaban yasemini (Solanum dulcamara), Yalancı akasya (Robinia pseudoacacia), Yüksük otu (Digitalis ferruginea), Zakkum (Nerium oleander), Zambak (Lilium spp.), Zerrin (Narcissus poeticus) bitkilerini sıralamak yeterli olacaktır.

 

Zehirlenme vakalarının şiddeti, toksik maddenin türü ve miktarı yanında, zehirlenen bireyin yaşı, kilosu gibi fiziksel özelliklerine göre de değişim gösterir. Yukarıdaki bitkilerin bir kısmı özellikle küçük çocuklar ya da evcil hayvanlar için zaman zaman epey tehlikeli olabilmektedir.

 

Unutmamalıdır ki, zehiri zehir yapan dozdur.