Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Prof.Dr. Menşure Özgüven

 

Çörekotu (Nigella sativa) çok eskiden beri bilinen bir kültür bitkisi olup ülkemizde ekmek, çörek ve bazı peynir çeşitlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çörekotu ve çörekotu yağı eski Mısırlılar tarafından da çok iyi bilinmekte, tedavi ve kozmetik amaçlı veya baharat ve yemeklik yağ olarak yaygın biçimde kullanılmaktaydı. Firavunların özel doktorları daima bir kase çörekotunu hazır bulundurur, ölçüsüz yemek ziyafetlerinden sonra hazmı kolaylaştırmak amacıyla veya soğuk algınlığı, baş, diş ağrıları ve iltihaplarda ilaç olarak yararlanırlardı. Arkeologlar, Tutankhamun’un mezarında değerli eşya yanında bir şişe çörekotu yağı bulmuşlardır. Eski Mısırlıların bronz renkli güzel tenlerini çörekotu yağına borçlu oldukları bildirilmektedir. Güzellikleriyle ünlü kraliçe Nefertite ve Kleopatra'nın da tenlerini güzelleştirmek ve bronzlaşmak için çörekotu yağı kullandıkları bilinmektedir. Hippokrates ve Dioscorides eserlerinde çörekotundan "melanthion" adıyla sözetmişlerdir.  Hz. Muhammed hadislerinde "Çörekotuna kıymet verin, zira o ölümden başka her derde şifadır" buyurmuştur. Çörekotu ortaçağ başlarında Avrupa ülkelerinde de önem kazanmış olup, Alman krallarından Büyük Karl ve Ludwig der Fromme 9. yüzyılda ülkelerinde çörekotu tarımı yapılmasını sağlamışlardır. Büyük Türk tıp bilgini ve filozofu İbn Sina’nın, eserlerinde çok yönlü etkilerini açıkladığı çörekotu, 18. yüzyıla kadar kuduz ve yılan ısırmaları ile tümörlerin tedavisinde, antiinflamatuvar (iltihap giderici) ve süt arttırıcı olarak çok amaçlı kullanılmıştır. Anadolu’da eskiden beri, özellikle sık hastalanan, zayıf ve direnci düşük kişilere çörekotu karıştırılan ağız yedirilmektedir.

Çörekotu batılı ülkelerde 200 yıl kadar unutulup ihmal edilmiştir. 1990’lı yılların başında Barones adlı değerli bir yarış atı ağır bir astıma yakalanıp hiçbir tedaviden fayda görmeyince, sahibi, Mısırlı bir hekimin, Kuzey Afrika'da çörekotu tohumunun bağışıklık bozukluklarını tedavi amacıyla yüzyıllardır at yemine katıldığını söylemesiyle çörekotunu kullanmış, astımlı at iyileşerek tekrar madalya kazanmıştır. Bu durum, çörekotunu doğal tedavi yöntemleri uygulayan hekimlerin ilgi odağı haline getirmiştir. Astım ve nörodermatitin çörekotu ile tedavisinde başarı elde edilmesi sonucu, ABD ve Almanya başta olmak üzere tüm dünyada çörekotunun etkileri ve etkili maddeleri üzerine araştırmalar başlatılmıştır. Çörekotunun antiinflamatuvar, antiallerjik, antibakteriyel, antimikotik, immunoregulator, antidiyabetik ve antiromatizmal etkileri olduğu bildirilmektedir.

Çörekotu tohumlarından soğuk presleme ile elde edilen sabit yağın, başta linoleik asit olmak üzere yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri içerdiği bilinmektedir. Bu doymamış yağ asitlerinin vücutta enzimler aracılığı ile prostoglandin sentezine katıldıkları tahmin edilmektedir. Prostaglandinler, vücutta birçok organ ve dokuda sentezlenen ve çeşitli fizyolojik ve farmakolojik etkinlikleri olan lokal hormonlardır. Başlıca etkileri bağışıklık sistemi ve düz kaslar üzerinedir. Çörekotundaki çoklu doymamış yağ asitlerinin dolaylı olarak vücutta bağışıklık sistemini dengeleyerek allerjik reaksiyonları, astımı ve nörodermatiti frenlediği ve birçok metabolizma işlevini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Çörekotunun diğer faydaları, bileşiminde bulunan değişik maddelerin olumlu etkisiyle açıklanmaktadır. Almanya'da, 600 hastada çörekotu yağı etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, toz allerjisi, akne, nörodermatit, astım ve genel immun sistem zayıflığı gibi allerjik hastalıkların % 70' inde iyileşme sağlandığı görülmüştür.

 ABD'de Besin Destekleri Sağlık ve Eğitim Yasası’na göre, kronik hastalıkları önlemede ve frenlemede yararlı olduğu saptanan tıbbî bitkiler “besin desteği” veya “gıda tamamlayıcısı” olarak tarif edilmektedir. Bunlar gıda kategorisi içinde kabul edilmekte ve tablet, kapsül vb. dozaj formlarında satışa sunulmaktadır Bu ürünlerin satışı için Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’nın onayını alma zorunluluğu yoktur. Ancak tıbbî etkilerine dair iddialarda bulunulamaz. Etiketlerde ve reklamlarda sadece insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarında meydana getirdiği değişikliklerden  bahsedilebilir. ABD’de yıllık ortalama besin desteği tüketim değeri 12.7 milyar dolar civarındadır ve çörekotu çok rağbet gören bir “besin desteği” ve “gıda tamamlayıcısı”dır. Almanya'da da çörekotu tohumları ve soğuk presleme yöntemiyle elde edilen çörekotu yağı pür yağ veya kapsüller şeklinde eczanelerde satılmakta ve yüksek miktarda kullanılmaktadır.

Son yıllarda, çörekotunun anavatanı olan ülkemizden dışalım talepleri bulunmaktadır. Ancak batılı ülkelerde -yanlış bilgilerle- Mısır’dan temin edilen çörekotunun kaliteli ve tıbbî değeri olan Nigella sativa olduğu düşünülmekte ve tıbbî değeri olmayıp floristik amaçla kullanılan Nigella damascena, yani Şam çörekotu Türk çörekotu olarak adlandırılmaktadır.

Çörekotunun verim potansiyelini, yüksek verim ve kalite elde edebilmek için uygun tohumluk miktarını, ulaşılabilecek sabit yağ ve yağ asitleri oranlarını saptayabilmek amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında yürüttüğümüz çalışmalarda, birim alana atılacak en uygun tohumluk miktarını belirlemek için 0.5, 1.0, 1.5 ve 2.0 kg’da dört farklı tohumluk miktarı uyguladık. (Sabit yağların eldesi ve elde edilen sabit yağın yağ asitleri analizleri Almanya'da Landesanstalt für Pflanzenbau Forchheim’da, uçucu yağ analizleri ise Bundesforschungsanstalt für Ernährung’da gaz kromatografisi kullanılarak yapıldı.) En yüksek verim, en düşük tohumluk miktarı uygulamasından elde edilmiştir. Birim alandaki bitki sayısının artışıyla bitkilerde yatma meydana gelmekte ve bu da kapsüllerde tohum bağlama oranının azalmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte, bölge koşullarında elde edilen tüm verimler, İzmir ve Hindistan'daki çörekotu tarımıyla ilgili çalışmalarda belirtilenlerden önemli düzeyde yüksek bulunmuştur.

Çörekotu ve yağından yararlanılmasına ilişkin bazı öneriler

Gıda desteği olarak çörekotu yağı

Tedavi amacıyla kullanılacak çörekotu yağının mutlaka soğuk presleme yöntemiyle elde edilmesi gerekmektedir. Değerli doymamış yağ asitlerinin zarar görmemesi için, çörekotu yağı ısıtılmamalıdır. Koyu kahve rengindeki yağ, koyu renkli şişelerde, karanlık ve serin yerlerde muhafaza edilmeli, taze ve bozulmamış olmalıdır. Uçucu yağların uzun süre ağız yolundan kullanılması karaciğeri yorduğu için, çörekotu yağı da kür şeklinde 8, en fazla 12 hafta süreyle, yemeklerle beraber ve bol su içerek aşağıda belirtilen dozlarda alınmalıdır:

Soğuk presleme ile elde edilen çörekotu yağının herbiri 400 mg içeren kapsüllerinden

Çocuklar günde 1 - 2 kez, 1 kapsül

Yetişkinler günde 1 - 2 kez, 1 - 2 kapsül

 

Veya yağ olarak

Çocuklar günde 1 - 2 kez,  1/4  tatlı kaşığı

Yetişkinler günde 1 - 2 kez,  1/4 - 1/2  tatlı kaşığı

 

Mutfakta çörekotu ve çörekotu yağı

Hazım kolaylaştırıcı etkisi ve güzel tadı nedeniyle;

-          Ekmek, börek, çörek, baklagiller ve lahana türü sebzelerde çörekotu kullanılabilir.

-          Kızartılmış veya pişirilmiş etin üzerine 2 tatlı kaşığı çörekotu yağı ilave edilebilir.

-          Sucuklara öğütülmüş çörekotu ilave edilebilir.

-          Salatalara çörekotu ve yağı ilave edilebilir.

-          Turşu yapımında çörekotu kullanılarak hem güzel bir aroma sağlanır, hem de antibakteriyel etkisi dolayısıyla turşunun bozulması önlenir.

-          1 yemek kaşığı çörekotu üzerine kaynamış su ekleyip 10 dakika demleyerek çay yapılabilir.

-          Miktarı isteğe bağlı olarak, çekilmemiş kahveye ilave edilip kahveyle birlikte öğütülebilir. 

 

Kozmetik olarak çörekotu ve çörekotu yağı

-          Doğal ve güzel bir cilt için, kırmızı kuru üzüm çörekotu yağında bekletilip hergün bir yemek kaşığı yenir. Veya kırmızı kuru üzüm ile çörekotu tohumları birlikte çiğnenerek yenir; böylece ağızda ferahlatıcı bir tad ve koku da kalır.

-          Parlak ve güzel saçlar için; 250 ml saç şampuanına 1 yemek kaşığı çörekotu yağı ilave edilir.