Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesi
ekosistemimizin farkına varmak için fırsat sunuyor..

Kimyasal katkısız yetişen 700'ü aşkın tıbbi bitki,
sera, herbarium, laboratuar..

Ev tıbbı seminerleri, atölye çalışmaları,
çocuk programları, staj imkanları, yayınlar..

Geçmişle bugünü buluşturan
geleneksel tıp festivali..

Biyoçeşitliliğin korunup geliştirilmesine,
tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımına katkı..

Dr. Öznur Aksakal
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı


Diyet faktörleri

Yağ konsantrasyonu ve kalorisi yüksek gıdalarla, kırmızı et tüketimin fazla olduğu diyetlerle beslenmede meme, kalın bağırsak, prostat, pankreas ve rahim kanserlerinde artış olduğu kanıtlanmıştır.

Alkol bir diğer diyet faktörüdür. Özellikle sigara ile birlikte kullanımında ağız içi, gırtlak, yutak, yemek borusu, karaciğer ve pankreas kanserleri daha sık görülmektedir.

Tuzlanmış, tütsülenmiş, yanmış yiyecekler ile beslenme, yemek borusu ve mide kanseri riskini arttırmaktadır. (Uzakdoğu da bu tip beslenme yaygındır.)

Nitrat ve nitrit katkılı maddeler de kanser nedenidir. Raf ömrünü uzatmak amacı ile (sucuk, salam, sosis vb.) gıdalara katılan bu bileşiklerin aşırı kullanımı mide-bağırsak sistemi kanserlerinde önemli rol oynamaktadır.

 

Kimyasal faktörler

Sigara kullanımı en önemli kimyasal faktördür. Sigara içindeki 4 binden fazla kimyasal maddeden 81’inin kansorejen olduğu kanıtlanmıştır. Sigara bütün kanserlerin yaklaşık %30’undan, akciğer kanserlerinin ise %90’ından sorumludur. Ayrıca, baş-boyun tümörleri, mesane, yemek borusu, pankreas ve rahim ağzı kanserlerinin oluşumunda en önemli faktördür. Kanser yapıcı etkisi, kullanılan sigara miktarı ve süresi ile doğru orantılı olarak artış göstermektedir.

Aspergillus mantarı tarafından üretilen aflatoksin’in bulaştığı (fındık-fıstık-kırmızı biber-kuru incir-mısır gibi) yiyeceklerin tüketilmesi ile  karaciğer kanseri arasında bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Boya sanayinde kullanılan aromatik amin ve anilin boyaları gibi maddelere mesleki maruziyet sonucunda özellikle mesane kanseri riski artmaktadır.

Arsenik, katran ve çeşitli kimyasal yağlara maruziyet, akciğer ve deri kanserleri oluşumunda önemli bir faktördür.

İzolasyon sanayisinde kullanılan asbest ile mesleki veya çevresel olarak uzun süre maruziyet asbestozis ve mezotelyoma (akciğer ve karın zarı) oluşumunda en önemli faktördür. Sigara ile birlikteliğinde akciğer kanseri riski artmaktadır.

Benzen, klorometil eter, kloroetil sülfid, krom ve nikel bileşikleri ile vinil klorit diğer kimyasal faktörler arasında yeralmaktadır.

 

Farmakolojik faktörler

Kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılan sitostatik ve immünosupresif ilaçların kendileri de kanser oluşturabilmektedir. Bunlar arasında lösemiler, (akciğer kanseri gibi) solid tümörler sayılabilir.

Anabolik steroidler karaciğer kanser riskini arttırmaktadır.

Gebelik önleyici ilaçların (oral kontraseptifler) on yıl ve üzeri kullanımı karaciğer kanseri riskini arttırmaktadır.

 

Mikrobiyolojik faktörler

Clonorchis sinensis adlı uzakdoğuda görülen bir parazit, safra kesesi ve safra yollarında kansere yol açabilmektedir. Schistosoma haematobium paraziti de mesane kanserleri ile ilişkili bulunmuştur.

Hepatit B virüsü karaciğer kanserine neden olabilmektedir.

Epstein Barr viriüsü lenfoma ve geniz kanserlerinde rol oynamaktadır.

Human Papilloma Virüs (HPV) ise rahim ağzı ve anal kanal kanserlerinde en önemli faktördür.

 

Fiziksel faktörler

İyonizan radyasyon bilinen en önemli kanser oluşturucu faktördür. Hem tedavi amaçlı ve hem de kaza sonucu maruziyet ile hücrelerimizin temel yapı taşı olan DNA hasarlanmakta ve kanserleşme sürecini başlatabilmektedir (özellikle lösemi ve akciğer kanseri).

Aşırı derecede ultraviyole maruziyeti cilt kanserleri riskini arttırmaktadır.

Elektromanyetik alanlarla özellikle beyin ve kan kanserleri arasında bir ilişki gösterilmiştir.

 

Genetik faktörler

Bütün kanserlerin yaklaşık %5’i genetik nedenlere bağlıdır.

Ailesel Adenomatöz Polipozis’li (FAP) hastalarda kalın bağırsak oluşma riski çok yüksektir.

BRCA 1-2 gen mutasyonu taşıyan kadınlarda meme kanseri riski 50 yaşından sonra %80’in üstündedir.

Nörofibromatozli hastalarda beyin tümörlerinin, Xeroderma pigmentosum’lu hastalarda bazı tip deri kanserlerinin görülme sıklığı artmıştır.